7/20/09

hızlı bir tatil

okul biter işler başlar ilk önce deriz ki kendi kendimize yaza kadar çalışırım sonra işi bırakıp bir tatil ..kimi kandırıyoruz ki, çalışmak gerektiğinde çalışmalıyız sonuçta yazı kışı yok bu hayatın.
Ama neyseki şanslıyım bu konuda hem patronlarım hemde arkadaşlarım sağolsun 8 saat (arabayla 5-6)uzaklıktaki yazlık evimiz aslında hiçte uzak görünmüyor bu hızlı tempoda.Cuma günü izin için izin aldım işyerinden ve perşembe günü sırt çantamla geldim işe,biraz tuhaf tabi:) perşembe akşam birlikte gideceğim arkadaşla buluşup yola koyulduk hiç mola bile vermedik bizi beleyen eğlenceyi düşündüğümüz için.
Ve Melissaya sürpriz yapmak ,Arkasında onuda alıp Taraçaya gitmek gece olmuş hiç farketmez bizim için.
Taraça dediğim yerde böyle sahil kenarında çok güzel bir bar ,ee barman ile de kanka olunca barda oturur ve onun yaptığı içkilerin tadına bakarsın elbet.Bu hafta sonu güzel geçti gerçekten 5er saatlik uykularla denize gitmelerimizle,sahilde bira midye yemelerimizle vee en güzeli yeni insanlarla tanışmamızla gerçekten eğlenceli hızlı ve yorucu bir haftasonu geçirdim.
Dönüş yolu gerçekten daha bir yorucu oluyor tabi ,ama istanbulun stresinden sıkılan ve bunalan insanlar için tavsiyem haftanız ne kadar yoğun olursa olsun fırsatınız varsa biryerlere kaçın.İnsanı gerçekten dinlendiren tekrar hayata bağlayan bir aktivite bu:))

3/20/09

Bu sabah

Bu sabah zor kalktım yataktan hava gayet güneşliydi işte ne fark ederki güneşli veya yağmurlu olması..bütün günümü ofiste geçiriyorum zaten..Hatta kapalı olmsaı daha iyi:D Tamamen bencilliğimden..Kimse çıkıp gezemez ben burda otururken:D
Çok bencilce dimi??
Hani herşeyin peşpeşe aksi gittiği zamanlar olur ya..İşte öyle bir güne başlayış oldu benim için..
Her sabah yaparım kahvaltımı güne başlamanın en sağlıklı yolu derler:)Mutfağa çayı koymaya gittiğimde mermere çarpan mutfak dolabının alt kısmı ödümü koparttı sabahın o sessizliğinde önce,iyi güzel:)
Havanın güzel olasını fırsat bilerek kafamda seçtiğim siyah montumu aramaya koyuldum kahvaltıdan sonra,nerdeyse bütün dolaplara baktım,Yok!! Dolaplara bakarken de düşen montlarmı dersin kafama çarpan şemsiyeler mi:D tabii sinirli bir şekilde çıkarken kuşlara atmak için kenara ayırdığım ekmek kırıntılarını da evde unuttuğumu farkettim,Halam bulduğunda çıldıracak eminim:D Hele yanlışlıkla dökmez umarım yere..
Çıktıktan sonra minübüse yetişmeye çalışırken durması için işaret ettiğim minübüsün bomboş ve beni almadan gitmesi artık çıldırma noktamdı sanırım:D
Olur bazen böyle şeyler bir şey ters gittiğinde yada sen öyle hissettiğinde aksilikler peşini bırakmaz:)Bu durumlarda daha fazla sinirlenmeden rahat bir nefes almak ardından da gülmek gerekiyor sanırım düştüğün hallere:))
Aksiliklerin yanınıza bile uğramaması dileğiyle..

Edit saati 17,50 itibariyle iştende izin verdiler bir süre:DD Allahım ne oluyor bahtsızmıyım neyim:S
Aklıma geldi birden hatırladım bu şiiri ne çok sevdiğimi..
Behçet NECATİGİL'in Sevgilerde'si...
SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı
Çok severim bu şiiri eskiden beri,bilmiyorum neden ..
Hepimiz istemesekte hayatın akışına kapılıp gitmiyormuyuz ..Okul,iş derken erteliyoruz hayatımızı hep ..Bugün çok yorgunum,yarın görüşürüz..Şimdi biraz meşgulüm sonra konuşsak olmaz mı?size sonra uğrarım..Geliceğim elbet sizi görmeye param olsun,havalar güzelleşsin!!!(Bunu da anlayan anlar!)
Acaba hepsi yalan mı??Aslında sadece kaçıyormuyuz bir şeylerden kapılıp bu yaşam kavgasına tüketmiyormuyuz hayatlarımızı??
Hiç bir zaman istemedim o insanlardan olmayı..Ama bu gidiş gidiş değil sanırım bende kapıldım o anlamsız boşluğa..Erteler oldum hayatımı..Sevdiğim insanlara zamana ayıramaz oldum çok kısa mesafeleri gözümde büyütür,eskiden cebimde 5kuruş olmadan da mutlu olduğumu unutur oldum..
Ama kim bilebilir ki,ne kadar yaşayacağını!!Kim bilebilir verdiği sözü yarın belki tutamayacağını..
Bugün rüyamda Ahmet'i gördüm hatırlamıyorum ama üzgündüm.Onun cenazesine gidememiştim hatta o son gecesi ilk defa selam bile verememiştim internette hiç içimden gelmiyordu kimseyle konuşmak!(hangi ruh halindeysem!)2şubat sabahı aldığım haberle yıkıldım adete inanamamıştım onun gittiğine!! O, ölebilecek en son insandı sanki hayatta ,kim aklına geldiğinde yüzünde her zaman tebessüm yaratabilir ki..Ve ben ona bir veda bile edemedim..
Huzur içinde yat Ahmet,mekanın cennet olsun canım arkadaşım..
Pişmanlıklarımızla yaşamayı öğreniyoruz çoğu zaman ama onları tekrar etmekte neyin nesi???
Zaman en değerli varlığımız ve çok hızlı geçiyor..Değer vermek,sevmek paylaşmak gerekiyor..
Ertelemeyeceğim artık hiçbirşeyi elimde olduğu sürece,umuyorum..
Ailemi,arkadaşlarımı Seviyorum..
Yaşamayı seviyorum, herkesin bir gün öleceğini bilsemde..

3/19/09

uzun zamandan sonra bir oyun

Yine sıkıcı bir iş günüydü benim için ama çıkışta çok eski ve bu sene itibariyle yeniden görüşmeye başladığım arkadaşım Ayberk'in davet ettiği Maskeliler Adlı oyuna gitmek için sabırsızlanıyordum..Uzun zamandan beri hiç bir oyuna gitmediğimi de Ayberk'e kadiköydeki bir oyuna gidelim dememe saçmalama oyun üsküdarda biletleri zaten aldım bir ay öncesinden demesiyle tiyatro biletlerinin önceden alınması gerektiğini hatırladım:D
Oyun hakkında biraz araştırma yapayım dedim ;LEVENT ÜZÜMCÜ, MEHMET GÜRHAN ve SERDAR ORÇIN'ın oynadıkları israilli yazar IlanHATSOR'un yazdığı Taner BARLAS'ın yönettiği İsrail-Filistin savaşını Filistin tarafından 3kardeşin farklı görüşleriyle tartıştıkları bir oyun Maskeliler..

Neyse,iş arkadaşımla karşılaşıp birlikte Kozyatağına doğru yola çıktık..Yolda iş muhabbeti tabiiki de:))Kozyatağında Ayberkle buluşmak için indim ben o ise devam etti 2 durak sonraki evine gitmek için..Ayberkle buluşup Üsküdar minübüslerine atladık hemen hava gerçekten soğuktu..Üsküdarda inip birşeyler yedikten sonra Kerem YILMAZER sahnesine ulaştık:D

Oyun 8,30 da başladı izlerken sizi sürükleyen olayın akışı ve güzel performanslarıyla bize savaşın tüm iğrenç yüzünü anlatan oyuncularla 1saat 10dakika geçiverdi 10 dk gibi..Gerçekten izlenmeye değer bir oyun hele ki israil'in Filistin'e yaptığı zulme tüm dünyanın seyirci kaldığı şu sıralarda...

Eve dönüş bizim için tam bir komediydi..Ayberk'in; birdaha asla bir kızı dinlemiyeceğim yakarışını duyar gibiyim,zaten söyledide..10 dakika ile kaçırığım otobüsün yerine başka bir otobüse binmem ve o otobüsün minübüs caddesine saparken son anda inişim şansa benim binmem gereken minübüsün hemencecik gelmesiyle eve 23.30 da varabildim..
Ama herşeye rağman keyifli bir gün oldu benim için oyun gerçekten iyiydi ve eski bir dostla zaman geçirmenin keyfide bir başkaydı tabii..

3/17/09

bozuk bir buzdolabı tüm anlatacağım..

Her öğrenci evinde vardır bozuk eşyalar,eksik şeyler..Bizim öğrenci evimiz onlar gibi değildi bir zamanlar ama olmazsa olmaz ya illa bir şey bozuk olcak ya bizde dedik ki Mehtapla kıralım şu buzdolabının kapağını artık :D tabii ki de öyle olmadı ...Uzun istanbul-zonguldak yolculuğunun ardından emektar buzdolabı kapağının kırılmalarının ilk haberlerini vermişti bize...Artık zor kapanıyordu 2007 ilkbaharında:D Herkesin sarhoş olduğu kalabalık bir ev akşamında Erhan ben bu dolabı yaparım diye kapağı tamamen garipleştirmeyi başardı..:D

2006-2007 yılını bizimle geçirmeyi başaran dolap 2007-2008 dönemi için taşınmamız ve bu evde ilk dönemi geçirip tekrar taşınmamız yüzünden tamamen düşer hale geldi...Evet 'düşer' hale geldi:D Yani dolaptan bir şey almak için kapısını her açtığımızda onu biryere yaslamak yada elimizde tutarak akrobatik hareketlerle almak istediğimiz şeyi almaya çalışmaya başladık..Bize ve evimize hergün girip çıkan arkadaşlarımıza çok normal gözüken bu olay bilmeyenlerin,evimize ilk kez gelenlerin tepkilerine,alaylarına hatta eleştirilerine bile maruz kaldı kimi zaman:D Ama biz onu hep sevdik o her dibe vurduğunda birileri tamir etmeye çalıştı buldukları bant ve gazete parçalarıyla...Sormayın nasıl diye...Zaten tamir olamadı da..

Ama zannetmeyin ki attık onu!!

Okulu bitirdiğimiz 2008 yaz döneminde onu evimize talip olan Yaman ve Melih ikilisine sattık:D Evet bide onu utanmadan sattık...

Şimdi sevenleri ve görmek isteyenleri için hala o evde sergilenmekte ve tarihi eser niteliğinde kullanılmakta...

Sevgilerimle...

eski bi anı


Saat başı uyandığım uzun bir gecenin ardından sabah bahardan kalma bir hava vardı dışarıda tabii bu da günümün güzel geçecegine bir işaretti en azından..Kahvaltımı yaptıktan sonra ekmek parçaları alarak çıktım evden minübüse bindiğim yerde her sabah karşılaştığım kuşlar için..O ekmekleri atınca önce kaçışıp sonra başına toplanmalarını izledim yüzümde ister istemez oluşan tebessümle..
Bu güzel sabah bana geçen sene sabah erken kalkıp üniversitenin üst kapısında buluşup gittiğimiz fabrika gezisini hatırlattı nedense. Bütün yol boyunca Yaman’la Santana’nın albümünü dinlemiştik hatta bir ara çıldırıp Bu manyak takıma Kıvancı da alarak MP3’lerimizin kulaklıklarını karıştırmıştık :D evet üniversite son insanların zekasının baya bir yüksek olması gereken zamanlar:P O gezi baya bir zevkli geçmişti gittiğimiz fabrikanın bir sucuk fabrikası olması dışında:D Gerçi dönüşte paramız olmamasına rağmen kredi kartlarımızla aldığımız fabrika satış sucuklarıydı en güzel tarafıda:P Neyse bu gezi aklıma gelmişti bu sabah ve işe geldikten birkaç saat sonra Kıvanç’ın bazı fotoğrafları internete koyduğunu görünce anlatmak geldi içimden….


3/16/09

Yorucu bir hafta sonunun ardından ofisteyim çayımı yudumlarken sanki çok yoğunmuşum havası hissedeceksiniz.Ama değilim yani birkaç iş yaptıktan sonra sonunda yazmak için fırsat buldum..Aslında tam olarak bir konu seçmedim, bakalım artık yazı bizi nereye götürürse:)
Yorucu bir hafta sonu dedim biraz anlatayım; hayatımda nasıl bir etkisi olacağını bilmediğim bir cumartesi öğleninden sonra kendimi taksimde buldum..Arkadaşlarımla buluşup biraz barları turladıktan sonra artık benim vazgeçilmezim olan dans mekanına gittik ama sandığım kadar eğlenemedik..Giden arkadaşlarımın yerini bir başka arkadaşım ve kuzenim aldılar yanında tanımadığım arkadaşlarıyla birlikte:) NOT:ne kadar çok arkadaş dediğimi fark etmişsinizdir belki bu yazıyı kuzenime armağan ediyorum onun için:P
Yine eğlenme çabalarıyla gecenin sonuna geldik kendimizi Mitanni’de bulduk. Sanırım artık takılmam gereken mekan böyle bir yer Fransızca parçalar çalarken o yorgun şehir akşamından sessiz ve huzur dolu havasıyla içinizi ısıtan bir mekan ..Yaşlandım galiba artık birkaç hafta dışarı çıkmamamdan olabilir belki ama sanırım artık eskisi kadar eğlenemiyorum..Daha farklı eğlenceler bulmam gerek hafta sonlarım için yada bir süre sessiz bir hayat..
Neyse eve kaçta geldiğimiz meçhuldü gece:) Pazar sabahı da kuzenlerimle güzel bir kahvaltıdan sonra kendimizi Maltepe’de kuaförde bulduk:) Artık saçlarım turuncumsu:P
2 günün ardından eve dönmek gerçekten çok yordu beni..
Eskiden böyle değildim neler oluyor bana……….